paw-2 by ~Kokanbalik
52/10- 14.01.12
[Gayet soğuk olduğu iddia edilen bir haftaydı. Pek hissetmedim :D Çok güzel geçti benim için, sadece 3 sınav vardı takıldım falan gezdim tozdum, iyi geldi..
Anneannemler zorla et yedirme çalışmalarına devam etti. Bezelye vardı bir akşam, yedim tadı bir garipti. Sonradan öğrendiğime göre içine kemik suyu konulmuş ıyy iğrenç..
Karaköyde de Tuncay Başaranla balıkların katliamına tanık olduk..]
Bu da 13.cumadan bir görüntü, Taksim. Manyak bir trafik vardı meydana çıktım baktım otobüs falan gelmemiş geri Kabataşa gidip ordan vapurda Üsküdara geçtim falan. Trafiğin de birkaç fotoğrafını çektim. Bide bu trafiğin bile güzel gözüktüğü bir fotoğraf çektim, bence.
Zavallı İstanbul, zavallı dünya. Ne kadar büyük güzelliklerle dolu ama insanlar bunun farkına varmayıp onu kötüye kullanıyor falan falan. :)
52/9- 06.01.12
Yeni yıla o kadar mutlu girdim ki, anlatamam. Normal günlerden biriydi sabah kalktım okula falan gittim haftanın daha başlarında olan salı günüydü. Bir adet edebiyat yazılısına inkılap eşlik ediyordu.. Ertesi gün de yazılılar devam edecekti. Derken eve geldim, odama girdiğimde ne göreyim? Bir adet paket, üstünde Bilgi Yılmaz yazıyor.
Bilgi’nin hediyesi gelmiş! Hemen koştum açtım falan içinden can dostum kardeşim Bilgiciğim tarafından seçilmiş bu güzeller güzeli çanta ve bir de mektup.. Ne kadar mükemmel bir insansın sen, en kötü anımda bile sadece sesini duymak gülmeme yetiyor ♥ .. Gülü ve mektubu hergün yanımda taşıyorum ve bana şans getiriyor :)
Yani bu hafta, salı günü çektiğim fotoyu koymak için cumayı iple çektim denebilir.
52/8 -01.01.12
Yılın ilk fotoğrafı bir paket çikolata oldu, umarım böyle de devam eder :) Ilginç bir haftaydı ve güzel bir yılbaşıydı bol bol güldük, yeni yıla nasıl girersen öyle geçer derler ya, umarım aynen devam ederiz. Açıkcası umarım bu baş ağrısı da gülmelerin yanında eşlik etmez çünkü çok dayanılmaz falan falan.
52/7- 23.12.11
Hohoho, mutlu Noeller! Tek bir kar tanesinin dahi yere düşmediği bir Noele daha merhaba demek üzereyiz. Bir de aşırı yağmurlu hava var tabi. Istanbulun yollarında yeni yeni ortaya cıkan göletler mevcut.
Son iki gündür yolda yürümek yerine genelde tavşan gibi zıplamam gerekiyor, gölcüğün bir ucundan diğer ucuna. Yoksa dizime kadar ıslanırım..
Şemsiye kullanmaksa ayrı bir dert, rüzgar şemsiyeyi ilginç şekillere sokuyor ama şemsiyen yoksa aynı rüzgar ve sağanak yağmur suratına vuruyor falan, ama ben bu negatif taraflarındansa pozitif taraflarını görmeye çalışıyorum durumun. Mesela.. Şey.. Örneğin trafik sıkışık olduğu için karşıdan karşıya geçerken acele etmeye gerek yok :)
52/6 -18.12.11
Bu hafta iki gün kadar geç yüklemek zorunda kaldım fotoyu çünkü bütün hafta harıl harıl çalıştım (yazılılar dışında fotoğraf çekmek açısından da) ama her çektiğime bin tane kusur buldum hiçbirini beğenmedim. İlginç şeyler de denemedim değil, bilmediğim yerlere gittim gece gece , sonra eve yürüyerek dönmek zorunda kaldım (diğer türlü nasıl gidileceğini bilmiyordum) gözüm iltihaplandı (fotoğrafla hiç bi alakası yok ama olsun) sonra hava yağmurluydu üstüme çamur sıçradı falan. Ben de anca bunu seçmek zorunda kaldım hiç olmazsa çiçeğin tüyleri güzel gözüküyor dedim. Biyolojide şuan işlediğimiz konuya da gayet uyumlu bir çalışma oldu kendisi.. Önümüzdeki haftayı daha verimli geçirmeyi umuyorum :)
52/5- 09.12.11
Kendi deyişimle “çok amaçsız” bir hafta geçirdim, sürekli bir amacım olmadan bir sürü şey yaptım. Sonra haftanın sonu geldi, cuma. Bir sürü de fotoğraf çekmiştim ama hiç birinin haftanın fotosu olamayacağına karar verdim. Konulu [ “amaçlı” ] bir foto çekeyim dedim sonra da zamanın öylece kayıp gitmesi geldi aklıma. Bu da fotonun kendisi :)
52/4 -02.12.11
Ilk ayın son fotoğrafı yavru bir Van kedisine ait, kendisinin adı Turşu. Ama cinsiyetini henüz bilmiyorum :) Masaların altından sürüne sürüne geçip insanlara sırnaşıp geriye kalan boş vakitlerini sobanın kenarındaki yatağında mayışık biçimde yatarak geçirmek şeklinde hobilerivar bu tatlı yaratığın :)
Benim içinse şeker bir tüy yumağından daha çok şey ifade ediyor. Çok samimi olduğumuzdan değil, ama benim de eskiden bir Van kedim vardı onun da gözleri böyleydi. Bunu ilk gördüğümde yatağımda beraber yattığımız ve kafasını yastığıma koyduğu, benim de ona sarılıp uyuduğum zamanlar geldi aklıma.. :)
52/3 - 25.11.11
Haftanın fotosu :) Çok ilginç ve çok şey yaşadığım bir günün ardından eve geldiğimde yatağımın üstünde Claudia dan gelen mektup duruyordu. Çok büyük bi heyecanla koştum açtım okudukça mutlu oldum, içimde tekrar tekrar oluşan sevinç dalgalarıyla evde mutlu mutlu dolaşırken telefonum caldı. Tanımadıgım bi numara arıyordu açtığımda tanıdık bir ses “Eylül?” dedi ben de numarayı tanımıyorum falan derken “ich bin’s, Caro” falan meğer arayan Carolin miş o kadar mutlu oldumki ellerim falan titredi ne yapacağımı şaşırdım. Bu hafta ve gün de böylece sona erdi.. :)
52/2-18.11.11
Ikinci haftayı da sağ salim bitirdim zor olsa da. Paris dönüşü hastalandım ama sınav haftası oldugu ıcın doğru düzgün dinlenecek vaktim olmadı. Büyük ihtimalle farkında olmadığım bedensel ve zihinsel yorgunluk sonucu, teyzemin peçetelerimi koymam için yaptığı peçeteliği telefonuma girdiğimde şunu gördüm: sanki telefonum yorganına sarılmış uyuyor gibi gözüküyor :) Çok tatlı değil mi? -Bence öyle.